VEDA
Seni tanıdığım ilk günü hatırlıyorum babacığım... Yüzündeki o içten
gülümsemeyi...Kalbinin kapılarını hiç esirgemeden sonuna kadar açtığın
ilk karşılaşmamızı... Kendimi yabancı hissetmemem için harcadığın
çabayı... O heybetli ama sevecen, babacan duruşunu hiç unutamıyorum.
Unutmak da istemiyorum zaten.
Oysa ne kadar da telaşlanmıştım o gün... Aşık olduğum adamın babasının gözüne girememekten adeta korkmuştum. Canım benim, ne kadar yersizmiş endişem. İlk gördüğün an ‘kızım’ dedin bana ve sonuna kadar hiç unutmadın, unutturmadın o kelimeyi. Kızın olabilmeyi başarabildiysem ne mutlu bana.
Bir oğlum olacağını öğrendiğimde aklıma gelen ilk isim oldu ‘Yılmaz’. Torununun da senin gibi özü sözü bir, gururlu, saygı duyulan, sevilen, inanılan, ayakta alkışlanan adam gibi bir adam olmasını istedim çünkü... Umarım dedesinin torunu olur Yılmaz Kaan...
Beni karşına alıp da, ‘aferin kızım sana, çok güzel yetiştirdin bu oğlanı’ dediğin gün ise, hayatta kendimle gurur duyduğum ender günlerden biri oldu. Bu lafları senin ağzından duymak kendime olan, zaman zaman kaybettiğim güvenimi tazeledi.
Canım benim, en çok her kelimesinde bir öğüt saklı olan uzun sohbetlerimizi özleyeceğim galiba... İçtenlikle anlattığın anıların, zaman zaman paylaştığın sıkıntıların, kızgınlıkların, sevinçlerin, mutlulukların, keyif dolu kahkalaların, anlamlı bakışların hep bende saklı babacığım. Zamanı geldiğinde torununa aktarılmak üzere...
Peki ya o son halini nasıl unutacağım babacığım? Omuzlarında hayatın vermiş olduğu yükle bir o yana bir bu yana savruluşlarını... Buna rağmen hayattaki en büyük kazançların olduğunu söylediğin çocuklarına, torunlarına ve biricik eşin anneme olanca gücünle sahip çıkışlarını... Bizler mutlu oldukça nasıl keyiflendiğini... Huzurlu, mutlu, keyifli ama yorgun tıpkı bir çocuk gibi sevilesi o yüzü nasıl unutacağım? Tabiki unutmayacağım babacığım. Sen nasıl unutulabilirsin ki? Yüreklerimizin en derinlerine yer etmişsin bir kere.
Şimdi çok uzaklarda olsan da, onur dolu geçmişinle bize klavuzluk etmeye devam ediyorsun babacığım... Ardında birbirine sımsıkı kenetlenen çok güçlü bir aile bıraktın. Birbirimizden güç alarak acımızı sarmaya çalışıyoruz. Çok zor oluyor ama endişelenme başaracağız. Çünkü biz ‘Yılmaz’ın çocuklarıyız.
Seni çok seviyorum. Hakkını helal et babacığım. Ruhun şad, mekanın cennet olsun.
Kızın...
Oysa ne kadar da telaşlanmıştım o gün... Aşık olduğum adamın babasının gözüne girememekten adeta korkmuştum. Canım benim, ne kadar yersizmiş endişem. İlk gördüğün an ‘kızım’ dedin bana ve sonuna kadar hiç unutmadın, unutturmadın o kelimeyi. Kızın olabilmeyi başarabildiysem ne mutlu bana.
Bir oğlum olacağını öğrendiğimde aklıma gelen ilk isim oldu ‘Yılmaz’. Torununun da senin gibi özü sözü bir, gururlu, saygı duyulan, sevilen, inanılan, ayakta alkışlanan adam gibi bir adam olmasını istedim çünkü... Umarım dedesinin torunu olur Yılmaz Kaan...
Beni karşına alıp da, ‘aferin kızım sana, çok güzel yetiştirdin bu oğlanı’ dediğin gün ise, hayatta kendimle gurur duyduğum ender günlerden biri oldu. Bu lafları senin ağzından duymak kendime olan, zaman zaman kaybettiğim güvenimi tazeledi.
Canım benim, en çok her kelimesinde bir öğüt saklı olan uzun sohbetlerimizi özleyeceğim galiba... İçtenlikle anlattığın anıların, zaman zaman paylaştığın sıkıntıların, kızgınlıkların, sevinçlerin, mutlulukların, keyif dolu kahkalaların, anlamlı bakışların hep bende saklı babacığım. Zamanı geldiğinde torununa aktarılmak üzere...
Peki ya o son halini nasıl unutacağım babacığım? Omuzlarında hayatın vermiş olduğu yükle bir o yana bir bu yana savruluşlarını... Buna rağmen hayattaki en büyük kazançların olduğunu söylediğin çocuklarına, torunlarına ve biricik eşin anneme olanca gücünle sahip çıkışlarını... Bizler mutlu oldukça nasıl keyiflendiğini... Huzurlu, mutlu, keyifli ama yorgun tıpkı bir çocuk gibi sevilesi o yüzü nasıl unutacağım? Tabiki unutmayacağım babacığım. Sen nasıl unutulabilirsin ki? Yüreklerimizin en derinlerine yer etmişsin bir kere.
Şimdi çok uzaklarda olsan da, onur dolu geçmişinle bize klavuzluk etmeye devam ediyorsun babacığım... Ardında birbirine sımsıkı kenetlenen çok güçlü bir aile bıraktın. Birbirimizden güç alarak acımızı sarmaya çalışıyoruz. Çok zor oluyor ama endişelenme başaracağız. Çünkü biz ‘Yılmaz’ın çocuklarıyız.
Seni çok seviyorum. Hakkını helal et babacığım. Ruhun şad, mekanın cennet olsun.
Kızın...
